1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

EKONOMİ

Çin’de istikrar alarmı

Çin ekonomisi de dünyayı etkileyen krizden payını alıyor. Çin, ürünlerini satmakta zorlanıyor. Pekin yönetimi, ekonomik sorunların siyasi istikrarına tehdit oluşturmasından kaygı duyuyor.

default

Satın alma gücüne bakmadan her Amerikalıya ev satılmasının ipotek krizine yol açtığını artık bilmeyen kalmadı. Amerikan gayrı menkul piyasasındaki kriz de kısa zamanda küresel mali krize dönüştü. Mali krizin küresel ekonomik krizle doruğa çıkması da kredi piyasasındaki tıkanıklığın kaçınılmaz sonucuydu. Küresel kriz Asya ülkelerine de acımadı. Deutsche Welle'den Mathias von Hein'in bölge ülkelerinin ekonomik durumuyla ilgili derlemesi:


Çin’in ihracat bağımlılığı

Amerikan Dışişleri bakanı Hillary Clinton’un ilk yurt dışı ziyaretini Asya ülkelerine yapması tam zamanına rastladı. Dünyanın bir numaralı ekonomik gücünün temsil eden Clinton’un Japonya’nın yolunu tuttuğu sıralarda dünyanın ikinci ekonomik gücünün Ekonomi Bakanı Kaoru Yosano, ülkesinin İkinci Dünya Savaşı sonrasının en ağır ekonomik krizine sürüklendiğini duyuruyordu.

Çin'de işsiz kalan yüzbinlerce işçi sosyal patlama riskini artırıyor

Çin'de işsiz kalan yüzbinlerce işçi sosyal patlama riskini artırıyor

Japonya’nın Gayrı Safi Yurtiçi Hâsılası 2008 yılının son çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,3 oranında azalmıştı. Almanya gibi Japonya da ihracata bağımlı bir ülke... Ve Japonya’nın ihracatı umulmadık oranda düştü. Toyota ve Panasonic gibi sanayi devlerinin ürünleri depolarda çürüyor.

Diğer Asya ülkelerinin durumu da pek farklı değil. Çin, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi son on yılda dünya ekonomisinin itici gücü konumuna gelen ülkelerin ihracatı da dramatik oranlarda geriliyor.

Ekonomik başarı-istikrar ilişkisi

Ekonomik canlanma yıllarında bu ülkelerin yıllık büyüme hızı yüzde 7,5’la dünya ortalamasının iki katını bulmaktaydı. Yüksek büyüme oranları da ihracattan beslenmekteydi. Öncelikle Çin’in büyüme hızı 20 yıldır çift haneli oranların altına düşmemişti.

Alman kalkınma Araştırmaları Enstitüsü’nden Doris Fischer, ‘dünya imalathanesi’ olarak da adlandırılan Çin’in şimdi ürünlerini satmakta zorlandığını söylüyor:

“İhracat ve ithalat yapısı yüzünden Çin krizin doğrudan etkilediği bir ülke. Çin’in ihraç ettiği malların büyük bölümü sanayi ülkelerine satılıyor. Almanya ve diğer sanayi ülkelerinde talebin hızla düşmesi, derhal Çin’in ihracat rakamlarına yansıyor. Çin’de fabrikaların kapanıp işsizliğin hızla artmasının nedeni bu... Sosyal problemlerin büyümesi, istikrarını ekonomideki başarıya borçlu olan siyasi sistemi sarsabilir.”

Alman Dış Politika Derneği’nden Prof. Sandschneider, krize karşı Çin’e bel bağlanmaması uyarısında bulunuyor

Alman Dış Politika Derneği’nden Prof. Sandschneider, krize karşı Çin’e bel bağlanmaması uyarısında bulunuyor

Çin resmi makamları, kriz nedeniyle 20 milyon kişinin işsiz kaldığını duyuruyor. Pekin yönetimi krizi yenebilmek için önümüzdeki iki yılda altyapı yatırımlarına harcanmak üzere 450 milyar Euro’luk teşvik programı hazırladı.

Hükümet aynı zamanda, öncelikle büyük şehirler dışındaki tüketim malları talebini de arttırmaya çalışıyor. Bu planın başarıya ulaşacağı şüpheli…

“Çin’e bel bağlamayın”

Ülkenin geniş kesimlerini etkileyen kuraklık yüzünden rekolte düşüyor. Çin, en çok 2 trilyon Dolar’ı bulan döviz rezervine güveniyor.

Alman Dış Politika Derneği’nden Profesör Eberhard Sandschneider dünya ekonomisini krizden kurtarması için Çin’e bel bağlanmaması uyarısında bulunuyor:

“Çin reel ekonomisi krizden öyle etkilendi ki, Pekin yönetimi bütün dikkatini siyasi istikrarı zorlayabilecek sosyal problemleri önleyici ekonomik tedbirler üzerinde yoğunlaştırıyor. Kendi sorunlarından başını kaldıramayan Çin, AB ve ABD gibi önemli ihracat pazarlarının yeniden işler hale gelebilmesi için de elinden geleni yapacaktır. Ama bu, Pekin yönetiminin mutlak önceliği olmayacaktır.”

Hillary Clinton'un Asya turunun son durağı olan Çin’deki görüşmelerinde gündemi ekonomik konular oluşturacak. Pekin yönetimi, Washington’un 800 milyar Dolar’lık teşvik programındaki ‘yerli malı’ önceliğini ekonomik himayecilik olduğu gerekçesiyle eleştirecek. ABD ise, artan bütçe açığını finanse edebilmek için Çin’den hazinenin borç senetlerini satın almaya devam etmesini isteyecek.



Önerdiğimiz linkler