1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Çernobil'den sonra...

Çernobil faciasının üzerinden tam 20 yıl geçti, ama etkileri hala sürüyor. 26 Nisan 1986’da dönemin Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde olanlar sadece Çernobil ve çevresindeki insanlara hayatı zehir etmekle kalmadı, aynı zamanda son derece önemli siyasi değişikliklere de zemin hazırladı. DW’den Miodrag Soric’in yorumu...

“Çernobil katalizatör vazifesi gördü. 1986’daki nükleer facia sadece Avrupa’yı değiştirmekle kalmadı, ama aynı zamanda tarihi gelişmelere de yol açtı. Bunda, doğu Avrupa’nın geniş bölgeleri ile şehirlerine bulaşan radyasyon karşısında Sovyet yönetiminin takındığı tavır da dolaylı rol oynadı. Önce halka yalan söylendi, sonra felaketin izleri örtülmeye çalışıldı. Hem de milyonlarca insanın sağlığından olma tehlikesi göze alınarak.

Sovyet Komünist Partisi’nin son Başkanı Mihail Gorbaçov bile nükleer facianın gerçek boyutlarını sonradan öğrenebildi. Bu skandal, onun Komünist Parti organlarına olan tavrını etkiledi. Gorbaçov, gerçeği öğrendiği gün, kendini iktidara taşıyan siyasi sisteme güvenemeyeceğini idrak etti. Sistemi yenilemeye çalıştı. Şeffaflık ve yeniden yapılanmayı denedi. Çabaları sonuçsuz kaldı, ama birkaç yıl sonra Soğuk Savaş sona erdi ve demir perde yıkıldı. Bu gelişmede Çernobil de önemli rol oynadı.

Nükleer facia, birçok devletin enerji politikasını da etkiledi. Halk, nükleer enerjinin ne kadar tehlikeli olabileceğini anladı. Her an kontroldden çıkması mümkün olan bu teknolojinin terkedilmesini isteyen siyasi partiler meclislere girdi. “Yeşil” politikacılar iktidar ortağı oldu. Batı Avrupa’da alternatif enerji arayışına hız verildi. Önceliklle Almanya’da devlet bu arayışı haklı olarak teşvik etti. Beyaz Rusya ve Ukrayna’daki Çernobil kurbanlarına para ve ilaç yardımı yapan milyonlarca Avrupalı bu insani davranışından gurur duydu.

Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve hükümetler 20 yıldır, başarılması mümkün olmayan bir uğraş veriyorlar. Çernobil faciasında çevreye yayılan radyasyon, Hiroşima’ya atılan atom bombasının saçtığı radyasyonun 400 katını buluyor. Santral çevresindeki geniş alanlarda hüküm süren hayati tehlike nedeniyle söz konusu bölgede canlı barındırılmaması gerekirken, halk maddi sıkıntı yüzünden sınır bölgesindeki topraklarını terkedemiyor. Minsk ve Kiev yönetimleri de facianın uzun vadeli etkkileriyle mücadele edebilecek durumda değiller.

Bürokrasi ağır işliyor, nükleer reaktörü örten muhafazadaki çatlaklardan sürekli radyasyon yayılıyor. Tamamen çökmesinden endişe edilen reaktörü batının yardımıyla beton kubbe altına alma çalışmaları bir türlü tamamlanamıyor. Kazanın etkileri hala hissediliyor. Çocuklar sakat doğuyor, patlamadan sonra kurtarma çalışmalarına katılan yüzbinlerce Rus ve Ukraynalı kanserden ölüyor. Bu insanlarla da kimse ilgilenmiyor. Çernobil’in ölümcül mirasıyla bölge ülkeleri başa çıkamıyorlar. Nükleer reaktörün yol açtığı feci sonuçlar ancak bütün devletlerin el birliği etmeleriyle hafifletilebilir.”