1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Çözüm için bir kez daha

İran'ın nükleer programına ilişkin tartışmalar, yaklaşık 10 yıldır devam ediyor ama hiçbir ilerleme kaydedilemiyor. Peki, Moskova'daki müzakereler ne yenilikler getirecek?

İran’ın tartışmalı nükleer programı ile ilgili müzakerelerin yeni turu pazartesi günü Rusya’nın başkenti Moskova’da başladı. İki gün devam edecek görüşmelere Almanya ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ABD, Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya'nın oluşturduğu 5 artı 1 grubunun temsilcileri, Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve İranlı Başmüzakereci Said Celili katılıyor.

Görüşmelerin merkezinde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri yer alıyor. İran yönetimi, uranyumu sivil amaçlı kullanım için zenginleştirdiğini öne sürerken, Batı ise Tahran'ın nükleer silah üretmesinden endişe ediyor. İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun müfettişlerine denetim için izin vermemesi de bu kuşkuları artırıyor.

Batılı ülkelerin görüşmelerdeki amacı da İran'ın, tesislerinin denetlenmesi için izin vermesi ve uranyum zenginleştirme çalışmalarını sınırlandırması için Tahran'a baskı yapmak. Ancak İranlı yetkililerin bu konuda geri adım atması zor görünüyor. Bu nedenle beklentiler düşük.

"Müzakereler karışık"

Berlin Hür Üniversitesi Siyasi Bilimler Enstitüsü'nden Profesör Christian Tuschhoff, bunun nedenini açıklarken Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na dikkat çekiyor ve “Müzakereler bir hayli karışık. Bu antlaşmanın muğlaklığından kaynaklanıyor. Zira antlaşmada, nükleer enerjinin barışçıl amaçlar için kullanılmasına izin verilirken, askerî amaçlar doğrultusunda kullanımı ise yasaklanıyor. Ancak en büyük zorluğu da zaten bu ikisini birbirinden ayırmak oluşturuyor. Çünkü tesislerdeki birçok faaliyet, her iki amaca da hizmet ettiği anlamına gelebilir. O nedenle asıl gerilim yaratan konu antlaşmanın içerisinde bulunuyor” diye konuşuyor.

İran’ın nükleer silah geliştirdiğine dair şu anda kadar elde edilmiş kesin bir kanıt bulunmasa da uranyum zenginleştirmesi, şüpheleri kuvvetlendiriyor.

Şüphelerin nedenleri

Hamburg Üniversitesi Barış Araştırmaları ve Güvenlik Politikaları Enstitüsü'nden Michael Brzoska, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Sivil amaçlı kullanım için uranyum zenginleştirmek, İran için kesinlikle çok anlamsız bir faaliyet olur. Zira uranyum zenginleştirmenin böyle bir amaç için boyutları çok büyük ve aynı zamanda da çok da pahalı.”

Michael Brzoska

Michael Brzoska

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, 2011'in Kasım ayında açıkladığı son raporunda da İran’ın faaliyetlerinin “nükleer başlık geliştirmeye uygun” olduğuna dair ipuçları bulunduğuna işaret etmişti. İran'ın bu konudaki tutumu da güvensizlik yaratıyor. Uranyum zenginleştirdiğini uzun süre gizli tutan İran, nükleer ateşleyici test ettiği söylenen Perçin'deki nükleer tesislerinin girişine izin vermiyor. Uydudan çekilen fotoğraflar, bölgede yıkılan binalar olduğunu gösteriyor. Bu durum ise izlerin yok edilmeye çalışıldığı endişelerine yol açıyor.

Güvenlik politikaları uzmanı Michael Brzoska, İran’ın nükleer silah geliştirmek için birçok sebebi bulunduğuna dikkat çekiyor. Brzoska'ya göre, bunlardan biri ABD'den duyulan korku. Brzoska, “Irak örneğinde de görüldüğü gibi ABD’nin hoşuna gitmeyen bir yönetime müdahale etmeye hazır olduğu düşünülüyor” diyor. Brzoska, ayrıca İran’ın Rusya, İsrail, Pakistan, Hindistan ve ABD’nin Basra Körfezi’ndeki Beşinci Filosu olmak üzere etrafının nükleer güç sahipleri ile çevrili olduğunu söylüyor.

"İran ile uzlaşma sağlanmalı"

Profesör Christian Tuschhoff ise yürütülen müzakerelerde İran ile mutlaka bir uzlaşma sağlamanın önemini şöyle vurguluyor ve ekliyor: “Diyelim ki İran gerçekten de nükleer silah gelişmeye çalışıyor. Gerçi Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması bunu yasaklıyor, ama eğer İran bu antlaşmadan tamamen geri çekilirse nükleer faaliyetlerini gizli tutması çok daha kolay olacaktır.”

Iran Atomgipfel Moskau Ashton und Jalili

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve İranlı Başmüzakereci Said Celili

Uzmanlar, İran'ın tesislerinin denetlenmesine onay vermesi karşılığında Batı'nın Tahran'a yüzde 19,8 oranında uranyum zenginleştirmesi izni verebileceğini belirtiyor. Brzoska'ya göre, İran bu oran ile isterse bir yıl içerisinde yine nükleer silahlar üretebilir, ama bu kısa sürede de anlaşılabilir.

Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ise İsrail'in İran'a hava operasyonu düzenlemesinden endişe ediliyor. İsrail, diplomatik yolların tükenmesi halinde İran'ın nükleer tesislerine operasyon düzenleyebileceğini açıklamıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

Dennis Stute / Çeviren: Başak Demir

Editör: Hülya Köylü

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN