1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Çöp avcıları iş başında

Almanya’da her yıl 11 milyon ton gıda çöpe atılıyor. Çoğunun atılmasına aslında gerek yok. Buna tepki gösterenler de süpermarketlerin çöp bidonlarından, hâlâ tüketilebilecek durumda olan gıda maddelerini topluyor.

Stefan sessizce bisikletini park ediyor, alnına bir lamba bağlıyor ve eldivenlerini giyiyor. Görüntüsü biraz bir maden işçisini andırıyor. Usulca bir çöp bidonunun kapağını açıyor. Bir anda sayısız sinek uçuşuyor. Stefan ve arkadaşı Lars istifini bozmuyor. Birlikte bidonun derinliklerine kadar çöpleri karıştırıyorlar, çıkardıklarının bazılarını geri atıyor, bazılarının ise üzerini silip bir kenara koyuyorlar. Topladıkları, çilek kuş üzümü, ve birkaç demet çiçek.

Stefan, „Pek fena gözükmüyorlar, ama yine de pek kız arkadaşına verilecek gibi değiller“ diyor.

Diğer konteynırlar ise ağzına kadar sebze dolu. Havuç, salata ve üçlü paketler halinde dolmalık biber. Stefan, karşılarına sık sık çıkan bir sorun olduğunu söylüyor:

"Üçlü paketteki sebze ya da meyvelerden biri bozulmaya yüz tutunca, tutup hepsini birden çöpe atıyorlar.”

Ne yasak, ne yasal

Çöp avcıları arayışlarına devam ediyor. Bir sonraki duraklarında çöp bidonları metal bir kapının ardında saklı. Lars ve Stefan çöp bidonlarını dışarı çıkarıyor. Ancak dikkatli olmaları gerek, zira hemen yakınlarında karakol var. Çöp avcılarının yaptıkları yasaklanmamış da olsa, yasal da sayılmaz. Çünkü resmi açıdan bakıldığında, süpermarketlere ait olan malı karıştırıyorlar.

Zarar vermedikleri ve ortalığı kirletmedikleri sürece, çoğu dükkân sahibi, çöp avcılarını görmezden geliyor. Fakat arsanın etrafı çitlerle çevriliyse, çöp avcılarının yaptığı haneye tecavüz sayılıyor ve bunun cezası bir yıl hapsi bulabiliyor. Bu sefer Stefan ve Lars'ın şansı yaver gidiyor, bidonlar gayet bereketli: Pideler, kepekli ekmekler, çikolata, bir torba patates, şeftali ve muz.

Stefan heyecanlanıyor: "Birinci kalite nugatlı bir dürüm! İndirimli fiyatı 90 Cent ise, taze olduğunda kim bilir ne kadar pahalıydı.”

Lars ve Stefan’ın bulduğu birçok gıda maddesi halen tüketilebilir durumda. Ama örneğin süpermarketteki muzun kenarında kahverengi bir leke oluşmuşsa, hemen çöpe atılıyor.

Sadece yiyebilecekleri kadar

İkili, sırt çantalarına sadece kısa bir süre içinde yiyebilecekleri kadar gıda maddesi koyuyor. Bir kısmını da arkadaşlarına veriyorlar. Üniversite öğrencisi Lars haftada iki kez tura çıktığını söylüyor.

"Üç ay önce başladım buna." diyen Lars, "Öncesinde konuyla ilgili bir belgesel seyretmiş ve çok etkilenmiştim. Düşünüp taşındım ve gıda maddelerinin boşa çöpe atılmasına karşı benim de yapabileceğim bir şey olduğuna karar verdim” şeklinde konuşuyor.

Stefan ise sadece tereyağı ya da süt gibi taze ürünler için süpermarkete gidiyor, gerisini - deyim yerindeyse – çöpten avlıyor.

"Kesinlikle değdi"

İkili, gecelik turlarının sonunda, bulduklarını bir banka seriyor. Lars, memnuniyetini, „Tüm bank taze gıda maddeleri ile dolu. Muzun üzerinde birkaç kahverengi leke var diye yememek olur mu?! Kesinlikle değdi. Bunlar bana iki, üç gün yeter.” şeklinde ifade ediyor.

©Deutsche Welle Türkçe

Arne Lichtenberg / Çeviren: Aydın Üstünel

Editör: Ahmet Günaltay